20 Şubat 2010 Cumartesi

Hayatta belki de en yakın olduğun insanın, şu an gezegenin en uzaklarında olması ne kötü.

Altıncı gün

Benim söylemek için çırpındığım gecelerde,
Siz yoktunuz.

14 Şubat 2010 Pazar

Gerçek anarşistler dünyayı yakmaz, boyarlar.





İngiliz grafitti sanatçısı Banksy'nin çok sevdiğim dört çalışması. Ortadakine dikkat :)

...13 14 15...

"Bu 14 Şubat'ta hakiki âşıkları, bulunabilirlerse eğer, nadir mahluklar misali kafeslere koyup meydan meydan dolaştıralım. Bunca şirket, bunca sefalet, bunca alavere dalavere, bunca zulüm, bunca korku, bunca ihtiras, bunca reklamın orta yerinde âşık olabilenlere, hakiki ve saf aşkı bünyelerinde yaşatabilenlere cümleten tapalım. Hatta yassı kolilerdeki monte etmesi pek zevkli mobilyalarla yuvalarını da biz kuralım. Kırk gün kırk gece düğün yapalım, küçük kırmızı kalp yastıklarla yastık savaşı yapalım, 'aylavyu' yazılı fincanları yerlere çalıp sirtaki yapalım, fesat ve hasetle taşlaşmış ruhlarımızı bir müddet askıya alıp aşk varmış ve mümkünmüş gibi yapalım..."

Murat Uyurkulak


Ben bu adamın söylediği her şeyin altına imzamı atarım yemin ediyorum. Alışveriş listesi yazsa okurum. Evet...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Portishead: Third


Elime yeni geçti Portishead'in üçüncü albümü "Third". İlk albümde çok sevdiğim karanlık havadan ödün vermişler biraz. Olsun, daha da özgünleşmişler. Machine Gun albümün gözbebeği olmuş kanımca. Hunter da pek güzel. Sevenlerine duyurayım, reklamını yapayım dedim. Yeni tanışacaklar için ilk albümden geliyor, Glory Box:


Dylan



All I can do is be me, whoever that is.

All the truth in the world adds up to one big lie.

Chaos is a friend of mine.

Money doesn't talk, it swears.

No one is free, even the birds are chained to the sky.

Some people feel the rain. Others just get wet.

7 Şubat 2010 Pazar

Tesadüf?

Her şey,

"I know what it is to be young"la, saçlarını kısa kestiren bir kızla, ve bir miktar teasdüfle başlamış aslında.

Şimdi görüyorum. Hayatımın altın çağı böyle start almış işte.

The Wall falan...
















Yarın okul var,
Ve pazar günlerini hala sevmiyorum ben.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Blues...


İyidir.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Kısa Kısa...

Avrupa değişik bi' şey. Mesela Lüksemburg ve Brüksel de akşam 6 da hayat bitiyor. Bir tek publarda falan insanlar oluyor.

250 çeşit biraları var lan! Benim ülkemde 250 çeşit bira olsa, övünmekten nefes almaya fırsat bulamam. Ama otuzbeş tane falan denedim(evet çüş), Efes alayına beş takar bence.

Ey okur mutlaka oku bak lütfen ama: Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım. İkinciyi de bitirdim, tekrar etmekte fayda var, kaçırmayın.

Dün sıkıntıdan eski Türk filmlerini falan karıştırırken bir tanesine denk geldim. "Güneş ne zaman doğacak?" filmin adı. Anti Komünizm propogandası falan işte. Bir elemanı "Allahsızlığı yayma kürsüsü başkanı" olarak tanıttılar. Hayatta duyduğum en komik şey sanırım. Henüz gülemiyorum o yüzden, şoktayım hala.

Şemsiyen olunca, yanına sığınan arkadaşlarına azıcık da olsa tepeden bakmıyor musun? Bence bakıyosun.

Mentollü şeyleri sürekli ağzına atan adamdan azıcık tırsarım, karanfil çiğneyen adam beni dehşete düşürür bak. Söylemedi deme.

Birinden intikam almak gerekiyorsa, öncesinde Tom Waits'in Black Wings'ini dinle bence okur. Acaip havaya girersin.

Bütün Avrupayı paketlenmiş halde, mont üstüne mont dolaştıktan sonra, bugün hava azıcık güzel ya, tez canlı gibi giydim trençkotu. O kadar da tırt adammışım. Yağmur yağdı.

Arkadaşını zorla biyere götürürsün, orası senin sevdiğin mekandır da, sevecek mi sevmeyecek mi diye gerilirsin ya, dünyanın en büyük ikinci gerilimidir bence o.

Haa.. Arkadaşı zorla kendi berberine götürüp, traşını sevip sevmediğini anlamaya çalıştığın an işte, dünyanın en büyük gerilimi.

Karar verdim, iran kedisi genleri işlenmiş, 68 yıldır evli, antidepresan bağımlısı bir insan kadar sakin olucam bi süre. Manyak gibi oldum çünkü inceden.

Hadi görüşürZü.
 
Copyright 2009 The Age of Understatement. Powered by Blogger
Blogger Templates created by Deluxe Templates
Wordpress by Wpthemescreator