Avrupa değişik bi' şey. Mesela Lüksemburg ve Brüksel de akşam 6 da hayat bitiyor. Bir tek publarda falan insanlar oluyor.
250 çeşit biraları var lan! Benim ülkemde 250 çeşit bira olsa, övünmekten nefes almaya fırsat bulamam. Ama otuzbeş tane falan denedim(evet çüş), Efes alayına beş takar bence.
Ey okur mutlaka oku bak lütfen ama: Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım. İkinciyi de bitirdim, tekrar etmekte fayda var, kaçırmayın.
Dün sıkıntıdan eski Türk filmlerini falan karıştırırken bir tanesine denk geldim. "Güneş ne zaman doğacak?" filmin adı. Anti Komünizm propogandası falan işte. Bir elemanı "Allahsızlığı yayma kürsüsü başkanı" olarak tanıttılar. Hayatta duyduğum en komik şey sanırım. Henüz gülemiyorum o yüzden, şoktayım hala.
Şemsiyen olunca, yanına sığınan arkadaşlarına azıcık da olsa tepeden bakmıyor musun? Bence bakıyosun.
Mentollü şeyleri sürekli ağzına atan adamdan azıcık tırsarım, karanfil çiğneyen adam beni dehşete düşürür bak. Söylemedi deme.
Birinden intikam almak gerekiyorsa, öncesinde Tom Waits'in Black Wings'ini dinle bence okur. Acaip havaya girersin.
Bütün Avrupayı paketlenmiş halde, mont üstüne mont dolaştıktan sonra, bugün hava azıcık güzel ya, tez canlı gibi giydim trençkotu. O kadar da tırt adammışım. Yağmur yağdı.
Arkadaşını zorla biyere götürürsün, orası senin sevdiğin mekandır da, sevecek mi sevmeyecek mi diye gerilirsin ya, dünyanın en büyük ikinci gerilimidir bence o.
Haa.. Arkadaşı zorla kendi berberine götürüp, traşını sevip sevmediğini anlamaya çalıştığın an işte, dünyanın en büyük gerilimi.
Karar verdim, iran kedisi genleri işlenmiş, 68 yıldır evli, antidepresan bağımlısı bir insan kadar sakin olucam bi süre. Manyak gibi oldum çünkü inceden.
Hadi görüşürZü.